23 November 2017, Thursday
Türkçe | English
Sayaç
1500647 ziyaret

Etkin
5 konuk


Pagan Federation Türkiye


AnaMenü
 AnaSayfa
 İçindekiler
 Yazılar
 Kitaplar
 Ziyaretçi Defteri
 Bağlantılar
 İletişim
 - - - - - - -
 HEKATESIA

Giriş / Çıkış
Kullanıcı

Parola

Hatırla
Kayıp Parola?
Yeni kayıt

Ayın Durumu

   AnaSayfa arrow İçindekiler arrow Yazılar arrow Wicca, Paganizm, Cadılık Hakkında Sıkça Sorulan Sorular   
Wicca, Paganizm, Cadılık Hakkında Sıkça Sorulan Sorular   E-posta 
Gönderen Atheneris  
07 September 2004, Tuesday
Sayfa 2 / 18

Cadılık nedir? (Witchcraft)

Yakın zamana kadar "wicca" ve "witchcraft" yani "cadılık" birbiriyle oldukça içiçe geçmiş görülen kavramlardı oysa günümüzde pek çok temel kavramında olduğu gibi burada da büyük farklılıklar söz konusudur ve birbiriyle karıştırılması hatalıdır.

Cadılık bir inanç sistemi değil bir pratikler bütünüdür ve tüm kültürlerde,coğrafyalarda ve topluluklarda kendisine uygulama alanı bulmuştur.Bu bakımdan teolojik olarak da bir din değil, bir yaşam biçimidir. Bir cadı Hristiyan, Müslüman -ki bu dinler bu tarz uygulamaları kesinen yasaklamıştır- veya ateist olabilir. Wicca'daki etik kuralları, "wiccan rede" 'i ve "three fold law" u kabul etmezler. ( Wicca öğretisine dahil bir kişi, kişisel pratikleri doğrultusunda kendini bir cadı olarak da tanımlayabilir ancak tersi doğru değildir.)
Cadılıkta enerjiyi irade doğrultusunda yönlendirip odaklayabilme yani maji uygulamanın özünü oluşturur. Dolayısıyla teorik olarak bir inanca dahil olmayabilir. "Cadı" kelimesi sırf kadınları temsil ediyor görülse de aslında her iki cins için de kullanılan bir sözcüktür. (Erkek cadılara yanlış olarak atfedilen isim konusunda bkz: "warlock" nedir?)

Cadılığın "hereditary" (nesilden nesile geçerek devam eden) adı verilen kısmı, kuşaklar boyunca devam eden bir aile geleneğinden uygulamaları öğrenerek devralmış kişilere verilen isimdir.(Anadolu'da buna el verme geleneği olarak bakabiliriz.) Özellikle '60'larda ve "Witchcraft Act" İngiltere'de yürürlükten kaldırıldıktan sonra bu tarz bir söylemi kullanan pek çok uygulayıcıya rastlanmıştır ancak gerçekliği son derece muğlaktır. "Cadılık" günümüzde ırsi olarak geçen bir sıfat değil, kişinin yetisine bağlı olarak geliştirdiği bir kavram olarak kabul görmektedir.

"Burning times"; Avrupa'da ortaçağ boyunca engizisyon mahkemelerince kovuşturmaya uğrayıp yakılan, asılan veya herhangi bir şekilde öldürülen tüm kurbanları anmak için günümüz modern cadıları ve wiccan'larınca bu döneme verilen isimdir. Toplam sayı oldukça tartışmalı da olsa, resmi araştırmalar ikiyüzellibin civarında kişinin öldürüldüğünü bildirmektedir. Öldürülenlerin ne kadarının suçlandıkları üzere "cadı" olup olmadığı konusu muğlaktır, genelde ağır işkence altında alınan itirafnameler de bu yüzden sağlam bir referans oluşturmamaktadır. Ortaçağ avrupasında çoğunluğunu kadınlar oluştursa da erkekler, çocuklar hatta ev ve çiftlik hayvanları da kovuşturmaya uğramış ve öldürülmüştür. Suçlamalar veba başta olmak üzere çeşitli salgın hastalıklar sebebiyle ve kilisenin dönem dönem "heretik" olarak da adlandırdığı sapkınlara karşı yürüttüğü mücadele yanında, çoğu kez komşusuyla arasında husumet bulunan bir köylünün diğerini ihbar etmesi kadar basit bir nedene de dayanabiliyordu, bazı köylerde bu yüzden yaşayan hiç kimse kalmamıştı. Ebeler ve yaşadıkları kırsalda bitkilerle bazı ilaçları yapabilen kadınlar da "cadı" olarak suçlandı, oysa kilise ortaçağın başlarında cadıların doğa olaylarını yönetebileceğini ve hastaları iyileştirebileceğini kabul ediyordu. Tüm bu dönemi politik, ekonomik ve sosyo-kültürel açılardan değerlendirmeden yargılara varmak zordur, gerçekten de pek çok dinamik ve etkileşim sonucu oluşmuş pek çok öğe mevcuttur. Günümüzde hala Hindistan'ın ve Afrika'nın bazı bölgelerinde cadılıkla suçlanarak öldürülen kişilere rastlıyoruz, aslında sırf belirli bir döneme atfedilen tarihsel gerçeklik kadar süregelen toplumsal değişimler ve kısıtlamalarla da devam eden bir olgudur denebilir.

Anadolu'da "cadı" lık hiçbir zaman Avrupa'dakine benzer bir gelişim süreci izlememiştir. "Cadu" ya da "cazu/cazı" olarak da geçen yöresel söylencelerde bu kavram genelde "gulyabani" gibi yaşayanların peşinden giderek onlara zarar veren bir hortlak betimlemesine sahiptir. Anadolu toplumunda aynı anlama gelebilecek kelime belki şifacıları temsilen "ebe"ler olabilir, ki genelde toplumda saygı gören ve yardımına başvurulan kimselerdi.



Son Güncelleme ( 09 November 2004, Tuesday )

 
  AnaSayfa | İçindekiler | Yazılar | Kitaplar | Ziyaretçi Defteri | Bağlantılar | İletişim | HEKATESIA |
published by fotorama powered by mambo open source

Ağustos 2004 • Tüm hakları saklıdır.

AnatolianCraft izinsiz ve/veya habersiz içerik kullanımından doğacak sorunlar ve sakıncalardan sorumlu tutulamaz.